Büyük Dinlerin Bağnazlıkta Ulaştıkları Doruk Noktaları …

eng025gt.jpg

Hristiyanların Bağnazlıklarının Tepe Noktasında Yaptıkları Engizisyon İşkencelerinden Bir Görünüm
“Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!..”
HZ. MUHAMMED (Hadisi Şerif)

Dinler tarihine bir göz atıldığında, büyük tek Tanrılı dinerin hepsinin doğuş sırası ile onu izleyen yıllarda hep ezilir durumda olduklar görülür. Bu yüzden bu dinler başangıç dönemlerinde sürekli hoşgörü (tolerans) istemişler, haksızlığa uğramış, kıygın rolü oynamışlardır.

Museviler Mısırda Firavundan çok eziyet çekmişler, merhamet dilenmelerine karşılık Hz. Musa bütün iman edenleriyle birlikte sürgün edilmişlerdir. Hıristiyanlar Romalıların ağır baskısıyla ibadetlerini gizli olarak mağaralarda sürdürmek zorunda kaldılar. Sonunda Hz. İsa, Romanın Kudüs valisi Pontius Pilate‘ nin emri, yahudilerin aracılığıyla çarmıha gerilip öldürülmüştür. İslam ilk doğduğu yıllarda Hz. Muhammed’ in kabilesi Kureyşlilerden çok eziyet çekmişlerdir. Dahası müslümanlar ile Kureyşliler arasında bir çok çarpışma olmuştur.

Ancak iman edenlerinin sayısı artıp, biraz palazlanınca, büyük dinler en büyük kıyımları kendileri yapmışlardır. Bu şaşmaz bir kural olarak görülüyor.

Buna koşut olarak bağnazlık ta giderek artar gibi görünüyor. Büyük dinlerde bağnazlık ile buna bağlı olarak kıyıcılık, bir parabol iğrisi gibi bir yol izler. Demek ki, sıfır noktasından başlayıp tepeye ulaştıktan sonra, tekrar inişe geçer. Doruk noktasında uzunca bir süre kalınır.

Bağnazlıkta bu en üst noktaya Musevilik bundan 1000 yıl önce, Hıristiyanlık 600 – 700 yıl önce ulaşmış bulunuyor. İslamda da, dinlerin orta çağ dönemi diye adlandırılan bu doruk noktasına yaşadığımız günlerde girildiği söyleniyor.

Hristiyanlık bağnazlığın doruk noktasına “engizisyon mahkemeleri” kurarak varmıştı. Tarihte üç dönem engizisyon varlığı olduğu biliniyor.

Orta Çağ Engizisyonu, Valdensesler ile Katharlar’ın kurulu düzeni sarsan öğretiler yaymaya başlamaları üzerine, 1231′de Papa IX. Gregorius tarafından kuruldu. Engisizyon Mahkemesi’nde mahkum suçunu kabul edene kadar işkence görürdü. Eğer suçunu kabul etmez ise işkenceden ölürdü, kabul ettiğinde de zaten hapisanede ömür boyu ceza çekerdi. Demek ki kısacası, neresinden bakılırsa bakılsın, Engizisyona düşen bir kişi ölmüş sayılırdı .

İspanyol Engizisyonu ise, Castilla kraliçesi I. Isabella’nın dayatması üzerine, Papa IV. Sixtus tarafından 1483 yılında onaylandı. Müslümanlar’la Yahudiler’in hristiyanlaştırılması hedeflenmişti. Bu nedenle, 200.000′e yakın Yahudi, 1492 yılında İspanya’yı terk etti.Bir çoğu da Osmanlı İmparatorluğuna sığındı.

Roma Engizisyonu, Roma Katolik Kilisesi’nin savunduğu öğretiyi korumak için Papa III. Paulus tarafından 1542′de kuruldu. Genel olarak Calvin ile Lutherciler’e savaş açtı. Roma Engizisyonu, cadılık ile büyücülükle de uzun yıllar savaştı. Bir manastıra ya da piskoposun sarayına yerleşen engizisyon sorgucusu, daha sonra halkı kilisede toplayıp uzun bir vaaz veriyordu. Amaç; yerel halkla ilişkileri sıcaklaştırarak onların güvenini kazanmaktı.

İslama baktığımızda!…

Gerçekten de bazılarınca anlatılan İslam, ilk doğduğu Hz. Muhammet dönemindeki o saf , tertemiz İslama hiç benzemiyor. İslamın özünde olmayan hurafeler din içinde varmış gibi gösteriliyor. Müslümanlık kul ile Allah arasında gelişen bir ilişki olduğu halde, bazıları çevrelerinde bulunanların itikadları üzerine yorum yapıp, karışmaya çalışıyor. Dahası İslama tümüyle aykırı olduğu halde bir rühban sınıfı yaratılmaya çalışılıyor. Bazıları din adamı kimliği ardında gaipten haber verip, geleceği gördüklerini söylüyor. O kadar ileri gidiliyor ki, iş “Allah ile Aldatmak” noktasına kadar varıyor. Kuran-ı Kerimde yer almayan söylemler, varmış gibi dindar halka anlatılıyor. Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri’ine başkalarınca eklemeler yapılıyor.

Gerekli gereksiz “cihat ilanı” na gidilip saldırgan görüntüsü veriliyor. Bu İslam dışında olanlarca korku yaratıp, “Ilımlı İslam” arayışlarına yol açıyor. Böylelikle İslam “tağşiş” edilmek isteniyor.

“Bu (uydurulmuş İslam), sırtımızda bir kamburdur. Bunu sırtımızdan atıp Kur’an’ın aydınlık dünyasıyla tanıştığımız zaman, Tanrı ile de doğa ile de kendi benliğimizle de barışma imkânını elde edeceğiz.” diyor Yaşar Nuri Öztürk.

O halde kurtuluş (halas) Kuran-ı Kerimin özüne dönmekle, İslamı Hz. Muhammet Döneminde olduğu gibi saf halile yaşamak yoluyla elde edilecektir. Buna zorunluk vardır. Zira evrensel akıl da bu yolu gösterir. Onaltıncı yüzyıl etiği de bu doğrultuda davranışı öğütlemektedir..

One Response to Büyük Dinlerin Bağnazlıkta Ulaştıkları Doruk Noktaları …

  1. Anonymous diyor ki:

    Yazının üstü biraz vahabi yorumu olmuş. yazının altıda (özellikle son paragrafta) sanki aczimendi yorumu olmuş. Bence bugüne kadar gelen hiç bir bilgi bozulmamıştır. Ağaç dallarına bez bağlamak, dilek tutmak, muska yazmayı hangi dini kaynaktan ve din adamından duydunuzda hurafeler dine hakim olmuş görüşündesiniz. Kılıkırk yararak itina ile bugüne intikal etmiş genel İslami anlayışı arap gelenekleri diyerek orijinalinden kopararak Türk'leştirmek hikayesiyle alenice bir Şamanlaştırma niyetleri vardırki işte son 20 yılın oyunu budur.
    Ne yazıkki Sahabe sonrası dinimiz ihtiyarların dini olmuş ve ibadethanelerde ihtiyarların mekanı olmuştur. Tüm inançlar için en büyük tehlike bu olmuşturki, kısmen Hıristiyanlık dini yapılanmasında gençlere ve orta yaşlılara yoğun görev ve sorumluluklar vererek bunu aşabilmiştir. İslam'i yapılanmada fahri sorumluluk belkide bunun sebebidir. Fahri görevlinin asla asil görevlinin yerini tutamayacağı aşikardır.
    Çözüm; Camiler tekrar külliye haline getirilmeli, kuran kursları, ilahi grupları, vs. birimler bu külliyeler içine alınmalı. halk mevlitlerini buralarda okutmalı, dini sünnet ve çocuklarının islami isim seronomileri buralarda yapılmalı, vs, vs.
    Bunlar halkın dinine sahip olması sonucunu doğururki, halka malolan herşey şeffaflaşırki içimizdeki din devlete hakim olurmu korkusu bu şeffaflıkta erir gider.
    unutmayalım, içimizdeki korkular kişinin en büyük tehlikesidir. Korkularla yüzleşmekde pisikolojinin tek çözüm önerisidir.aö.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>