ZEKA ile AKIL….

14725970[1].jpg
“Aptallar, akıllılardan pek az şey öğrenirler; ama akıllılar aptallardan çok şey öğrenirler.”
Marcus Porcius Cato

Bu gün bir E-posta aldım. İçeriğini aynen veriyorum :

“Akıl ile Zekanın Farkı
 
Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.”
 

Bu noktada zeka ile aklın birlikte kullanmakta oldukları zihin yetilerine biz göz atmak gerekiyor (*). Bunların her ikisi de,

● Bellek (hafıza)
● Usavurma (muhakeme)
● Dikkat
● Yoğunlaşma (konsantrasyon)

gibi zihinsel yetileri kullanmıyorlar mı?…

Bunlar, birer beyin işlevi olup zekanın öğeleri, zekayı oluşturan öğelerdir. Aynı zihinsel öğeleri kullanıp, bu öğelerden kaynaklanan her iki yapı da aynı tanımda birimler olmak zorundadır. Demek ki zeka = akıl demek zorundayız. Bunlardan birine sahip olan biri kesinlikle ötekine de sahiptir. Bir kişiye “çok zeki, ama aklı yok” ya da “akıllı, ama zekadan yoksun” diyemeyiz. Bana E-posta ile gelen yazıyı kaleme alan kişi, toplulumumuzda genellikle düşülen yanlışı yapıyor : Bizler ucuz KURNAZLIKLARI akıl adıyla isimlendiriyoruz. İşin can alıcı noktası budur.

Ucuz kurnazlıklar dediğimiz nesnelerin kaynağı ise, onlarca kez sözünü ettiğimiz Tilki Zekası ya da İlkel Zekadır. Bu zeka türü hayvanlarda da vardır. Bu yüzden ona Tilki Zekası diyoruz. İnsanları hayvanlardan ayırdeden, alet kullanabilme özelliği değildir. Çünkü bir çok hayvanın alet kullanabildiği saptanmıştır. İnsan ile hayvanı birbirinden ayıran zihinsel özellik, yeni buluşlar yapabilme, demek ki yaratıcı olma ile matematik problemleri çözebilme niteliğidir (unutmayalım ki matematik de bir insan buluşudur).

Yukardaki yazıda “bir müzik dehasının en basit bir matematik problemi çözemeyeceği” nden söz ediliyor. Bu sözlerden bunu yazanın müziğin alt yapısının matematikten oluştuğu gerçeğini bilmediğini anlıyoruz. Demek ki bir besteci yapıtlarını oluştururken matematikle uğraşı vermektedir. Bu yüzden müzikologlar Johann Sebastian Bach’ın yapıtlarını birer bilimsel çalışma olarak nitelendirirler.

Bizler zeka ile aklı, UCUZ KURNAZLIKLAR’dan ayırd edemediğimiz sürece düze çıkamıyacağımızı bilmek zorundayız. Çünkü Tilki Zekasını akıllılık zannederseniz, ne zekadan, ne de akıldan haberiniz yok demektir. Bir çok makalemizde bu konuya değinmiş bulunuyoruz.

Tanrı hepimize yeter düzeyde akıllar bağışlasın… Amin!…

————————————————————-

deltoid.gif (*) Bu konuda matematik düşünceyi yürürlüğe koyalım.

X = zeka
Y = Akıl
olsun.

Öte yanda

a = bellek
b = usavurma
c = dikkat
d = yoğunlaşma
diye adlandıralım. Burada

X = a+b+c+d
y = a+b+c+d
yazabiliriz. Çünkü bunların içerikleri böyledir. Bu iki denklemin sağ tarafları birbirine eşit olduğundan sol tarafları da birbirine eşit olacaktır. O halde :

X = Y
dir.

Demek ki akıl ile zekanın aynı şeyler olduğunu lafı çok uzatmadan böylece ispatlamış oluruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>