“Yargıtay Fethullah Gülenin beraat kararını, Başsavcının karşı çıkışına karşın, onaylamıştır. Böylece F. Gülen’in Türkiyeye dönmesi için hiç bir engel kalmamış oluyor.”
(Gazetelerden)
“Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün “(*)
Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan, son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Said-i Kürdi ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi’dir.
Said-i Nursi’nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar, Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılardır . Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşan bu grubun en tanınan şirketleri Zaman gazetesi ile Samanyolu televizyonudur. Finans sektöründe Asya Finans eğitim sektöründe ise yurdun her tarafına yayılmış olan dersaneler ile Fatih Üniversitesiyle eylemde bulunmaktadır. Bu dershaneler ile üniversite Fethullahçılar için bir numaralı insan kaynağıdır .
Fethullah saf insanları etkilemek için üstadının, Said-i Nursinin taktiklerini birebir uyguluyor. Sabah gazetesinde yayınlanan bir röportajında, cehennemin önünde kollarını açıp beklediğini insanların yığınlar halinde cehenneme doğru giderken kendi cemaetinden kimsenin olmadığını Allah’ın adını vererek yemin ediyor . Böylece Fethullah İslam dünyasına Hıristiyanlıkta bulunan ruhbanlığı sokmuş oluyor. Hz. Muhammed (sav) bile sahabelerden en fazla 10 kişiyi cennet ile müjdeleyebilirken Fethullah tüm cemaatini cennet ile müjdelemektedir.
Fethullah Gülen’in Kürt Devleti kurma yolunda gösterdiği çaba, ABD’ nin de Büyük Orta Doğu Projesiyle BOP tümden örtüşmektedir. Bu yüzden de ABD de kaldığı şu günlerde, Pensilvanya eyaletinde FBI nın kurduğu bir çiftlikte oturup korunmaktadır. işleri oradan yönetiyor. Böylece yaptığı hizmetin karşılığını almış gibi görünüyor.
Ancak iki paragraf önce anlatılanlardan anlaşılacağı gibi Fethullah Gülenin, kendi kendine verdiği, bir de ruhbanlık görevi vardır. Bu yolla halk kitlelerini peşinden sürükleyeceği düşüncesindedir. Bu yapılanın dindarlık değil, dincilik olduğu açık bir gerçektir. Cemaatin amacının İslamı küresel güçlerin istemleri yönünde biçimlendirmek olduğunu, okullar, finans ile medya kuruluşlarının bu sistemin parçaları olduğunu bilememe olanağı yoktur.
Buna biraz “İslamsız İslam” deme olanağı vardır. İslamı belli kesimlere hoş gelecek hale dönüştürmek, belli güçlerle uyumlu hale getirmek… Belli yerlerden destek de alıyorlar kesinlikle… Amaç İslamı global güçlerin gereksinimlerine, kapitalizme yakın hale getirmek. Böylece İslamı özünden koparıyorlar. Bunun neden yapıldığı açık olarak görülüyor : Arkalarına büyük güçleri alıp kendi bildikleri, kendilerinin çizdikleri yoldan yürüyebilmek…
Demek ki, din görünümü altında bir takım siyasal çıkarlar sağlanmak istenmektedir. Bu davranışın kimleri, ne kadar etkileyeceği bilinmez. Ama bunu bilip bilinçlenerek uyanık olmak gerekir.
Böylece Fethullah Gülen’ in ya da Fethullahçıların, Said-i Nursinin amacı doğrultusunda, bellibaşlı iki görevi (mission) olduğu görülmekte :
1) Anadolu topraklarında bir Kürt Devleti kurulması için sonuna kadar çalışmak. Bu düşünce BOP içinde olduğundan ABD den de destek almak;
2) Dinci eylemlerle İslamı çarpıtıp, ama onu kullanarak Türkiyenin geri kalan bölümünde bir İslam Devleti kurmak. Bu görevin birinci bölümü, demek ki islamın çarpıtılması bölümü ABD ce onaylanmakla birlikte (Ilımlı İslam söylemlerini anımsayalım), ikinci bölümü olan bir İslam Devleti kurma fikri ABD nin onayını alabilir mi?.. Bilinemez…
Bu görünüşüyle Fethullahçıların hedefinin, devlete karşı savaşıp Tükiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak, Türkiyenin toprak bütünlüğünü yok etmek, bunun yerine İranda olduğu gibi bir Din Devleti kurmak olduğu anlaşılıyor. Bu arada Hilafet ile Padişahlık geri getirilebilir mi?.. Belki bu da düşünülecektir. Anlaşılacağı gibi başladığımız yere, başa döneceğiz.
Bunları içimize sindirme olanağı olabilir mi?!..
O halde ne yapmalıyız?..
İstiklal Savaşının kazanılması, Lozan Barış Antlaşması sonrası Atatürk Devrimleri (her ne kadar toplumda travma yarattı deniyorsa da) sonucu elde ettiğimiz kazanımları birer birer geri vermek gibi çarpık bir düşünce aklımızın ucundan bile geçemez. Bunun için her türlü karşı koymaya, kadınıyla erkeğiyle, genci ya da yaşlısıyla hazır olmalıyız. Her ne kadar dış güçler bu konuda bizi yıpratmak istiyorlarsa da, biz içerde birlik olup bunların eylemlerine karşı çıkmalıyız. Bu konuda başlıca görev iktidar’a düşmekle birlikte, bu doğrultuda düşünüp davranmıyorsa, onu da demokratik yollardan değiştirmek gerekir.
Şu sözleri hiç aklımızdan çıkarmayalım ;
“Son günlerde mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri
Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak
gibi bir takım zihniyetler belirdi: Halbuki hangi istiklal var ki
ecnebilerin nasihatleri ve planlarıyla yükselsin!”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk / 6 Mart 1922 / TBMM
——————————————————————————–
(*) Bu tümce, 1992 yılında yayın yaşamına giren Özgür Gündem gazetesinin devamı olup, 1994 te yayınına başlanılan PKK nın yayın organı ÖZGÜR ÜLKE gazetesinde yayınlanmıştır. Yine bu gazetenin söylemi ile öteki Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için “devrim şehidi” sözünün kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır.
