
Kalb-Akciğer Makinasının Hastaya Standart Bağlantı Şeması
“Geleceğin bütün çiçekleri bugünün tohumlarındadır”
ÇİN ATASÖZÜ
İçinde bulunduğumuz yıl içinde, Türkiyede perfüzyonist yetiştirmek için eğitim kurumları açılması için atılımlar yapılmakta olduğu duyumlarını alıyorum.
Türkiyede ilk uygulandığı 1963 yılından bu güne kadar, açık-kalb cerrahisinde kalb-akciğer makinasını kullananlar, demek ki perfüzyonistler usta-kalfa-çırak ilişkisi içinde yetiştirilmekteydiler.
Açık-kalb cerrahisinin olmazsa olmazı olan perfüzyonistlerin bu yolla yetişip cerrahi ekiplerde görev alması elbette uygun yol değildir. Hele 1968 yılında benim ayak direyerek söylediğim, ama o günlerde hiç üstünde durulmayıp dışlanan “her hastanede açık-kalb ameliyatları yapılması gereklidir” fikri, bu gün artık, ister istemez büyük çapta gerçekleşmiş olduğundan perfüzyonist eğitimi konusu üzerine ciddi olarak eğilmeyi gerektirmektedir. Çünkü hem çok sayıda, hem de kaliteli perfüzyonistlere gereksinim vardır.
Böyle bir eğitim perfüzyonistleri, yalnızca kalb-akciğer makinalarını kullanan bir tekniker durumundan çıkarıp, tıp, matematik, fizik, biyoloji bilgileriyle donatılmış birer tıp adamı haline getirecektir.
Perfüzyonistlerin belli programları içeren eğitimden geçip, birörnek (uniform) bilgiye sahip olmaları beklenir. Tersi durumda her ekibin perfüzyonisti ayrı bilgiyle işi yürütecek demektir. Dahası iş usta-kalfa-çırak ilişkisiyle yürütüldüğünden bazı “püf noktalar” ın varlığı da söz konusu olabilir. Bu durum bilgi dağılımının tekdüzeliği ile standart olması gereğini ortadan kaldırır.
Bundan ötürü ilk başarılı açık-kalb ameliyatının 1953 yılında gerçeklemiş olduğu ABD de perfüzyonist eğitimi 1964 – 1974 yılları arasında ilk kez gündeme getirilmiş, çeşitli aşamalardan geçildikten sonra, 1993 yılında da bu günkü düzeyine ulaştırılmıştır.
Avrupada “European Board of Cardiovascular Perfusion” ilk kez 1991 yılında kurularak perfüzyonist eğitimine düzenli bir biçimde geçildi.
Bizler bu kervana biraz geç te olsa katılmak için çaba gösteriyoruz.
Ne var ki perfüzyonist eğitimine yön vermek için Sağlık Bakanlığı ile masaya oturulmuş bulunuluyor. Bunun nedeni bu fikri öne sürenlerin devlet hastanelerine çalışıyor olmaları olabilir. Fakat söz konusu en az lise sonrası eğitimi olduğundan bu toplantıların YÖK ile yapılması fikrini akla getiriyor. Bizce Sağlık Bakanlığı ile yapılan fikir alış verişlerinden, bu konuda olumlu bir sonuç alınamayacaktır. Bunun burada saymak istemediğim çeşitli nedenleri vardır.
Bunun dışında, perfüzyonist eğitim programlarının (müfredatının) saptanması da büyük önem taşır [*]. Yetişmekte olan perfüzyonistlere gereksiz programları yükliyerek işi zora sokmak olanağının var olacağı gibi, eksik bilgiler sunularak kaliteyi düşürmek tehlikesi de vardır. Bu eğitim programının bir taslağını ben, yıllar önce hazırladım. İstenildiğinde sunabilirim. Eğitimin süresini de müfredat saptayacaktır.
İşin en önemli yönü olan bu program saptama işlemi, hiç kuşkusuz bu işi çok iyi bilenlerce yapılmalıdır. Dememiz odur ki, lise programlarında düşülen hataya burada düşmemek gerekir. Lise eğitimi kişinin genel kültürüyle ilgilidir. Bir sürü cahil kuşak yetiştirerek nereye geldiğimiz açıkça ortadadır. Ama, çok daha önemli olarak, burada söz konusu olan tıbbi bilgi olup, insan yaşamıyla bağıntılıdır. En ufak bir hataya yer vermemek baş koşuldur. Demek ki (sıfır risk) ile işi yürütmek gerekir.
Bizdeki müfredat batıdakinden bir parça farklı olacaktır. Örnekse bir perfüzyonist, hiç olmazsa mesleğiyle ilgili dünya yayınlarını izleyip değerlendirebilecek kadar İngilizce ya da başka bir bilim dilini bilmek zorundadır.
Verilen eğitimin sonunda yapılacak sınav da önem taşır.
Bu sınavlar kurulacak Turkish Board of Cardiovascular Perfusion (ya da Türk Kalb-Damar Cerrahisi Perfüzyon Kurulu) tarafından standart koşullarda, bir ya da bir kaç merkezde yapılmalıdır.
Sınavlar üç aşamada yapılmalıdır :
● Yazılı sınav. Çoktan seçmeli değil assay biçiminde olmalı; dil, matematik, fizik ile biyoloji bilgilerini kapsamalıdır.
● Sözlü sınav. Perfüzyon ile tıp bilgilerini içermelidir.
● Uygulamalı sınav. Oygulamalı perfüzyon bilgilerini içermelidir.
Yukarda görülen sınav aşamaları aynı günde yapılır. Bunlardan birindeki başarısızlık, bütün sınavda başarısız olmak demektir.
Sınavda başarılı olanlar birer Kardivasküler Perfüzyonist olarak ilgili birimlerde hizmete başlayabilirler. Ancak bu hizmetlerinin ilk yılını “Stajyer Perfüzyonist” olarak tamamlamaları uygun olur.
O güne kadar eski yöntemlerle tetişmiş olan bütün perfüzyonistler, diplomalı ile alaylı perfüzyonist gibi iki ayrı sınıf perfüzyonist yaratılmaması adına, bu sınavı vermeye zorunlu kılınmalıdır.
Bu işi yürütmeye çalışanlar hiç kuşkusuz doğru yoldadırlar. Ama işleri zordur. Onlara şimdiden uğraşlarında başarılar dilerim!…
——————————————————-
[*] Burada önemli olan saptanacak eğitim programının, Türkiyemizde ilke olarak bütün eğitim programlarında uygulanagelmekte olan EZBERCİLİĞİ önleyecek bir program olmasıdır. Bu eğitim programının yaratıcı bireyler yetiştirmeyi amaçlaması gerekir.
Verilecek bilgiler doğma haline dönüşmemeli, araştırmaya açık zihinde kişilerin yetiştirilmesi ön görülmelidir. Böylelikle 56 yıldır hiç değişmemiş olan perfüzyon gereçleri ile bilgisinde bazı ilerlemeleri sağlamak olanağı bulunmalıdır.
Rutin’e takılıp kalmak bir disiplinin ölümü demek olduğu gibi insanı da yok eden monotonluktur (biteviyelik). Pozitif yönde ilerlemenin sağlanmasının tıbba da büyük yararı olacaktır.
