ÖĞRETMEK/EĞİTMEK?…

oks.gif

“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”
Hz. ALİ

Bir bilgiyi bir başkası ya da başkalarına öğretmek bir meslek (profession) işlemidir. Bunu yapanlara öğretmen diyoruz. Öğretmen olmak için, yalnız o konunun kapsadığı bilgileri öğrenip bilmek yetmez. Başarı sağlayabilmek için buna ek başka bilgileri de edinmiş olmak gerekir. Çünkü aslında öğretmenlik bir sanatsal işlemdir. Bu yüzden öğretmenler dallarının bilgileri dışında, ayrıca pedagoji (öğretim bilgisi) bilgilerini de öğrenmek durumundadırlar.

Burada ufak bir ayrımla karşılaşırız. Bir bigiyi başka birine aktarabilmek için, o bilginin en hurda ayrıntılarına kadar bilmek, daha da ötesinde o bilgiyi kendisi öğrenirken başvurduğu teknikleri de anımsamak gerekir. Sık sık karşılatığımız “çok iyi biliyor, ama anlatamıyor” tümcesi çok büyük bir yanılgıyı yansıtmaktadır. Böyle bir şey olamaz. Çünkü kural olarak çok iyi bilen çok ta güzel anlatabilmelidir.

Öğretmek bir sanattır dedik. Zira bir konuyu anlatırken, kuru kuruya eldeki bilgilerin ortaya konması öğretmenin başarısı için yetmez. Konu etrafında gerekli ilginin uyanması için o bilginin ne kadar ilginç olduğunu ortaya koymak gerekir. Buna en önde kendiniz inanmalısınız. Anlatırken öğrenciyle zihinsel olarak yakın ilişkiye girilebilmelidir. Anlatmada ses tonu bile önemlidir. Uyku getirecek tekdüze bir ses tonu ile konu anlatılırsa, öğrencinin ilgisi uçar gider.

Bunlar yalnız ilk ya da orta öğretimdeki öğrenciler için değil, yüksek öürenim görenler için, dahası bir konferans izleyen bilim adamları için de geçerlidir.

Bunu yaşadığım bir gerçekle anlatmak isterim.

Tıp Fakültesinde okurken fizyopatoloji konularını anlatan profesör öyle bir biçimde ders verirdi ki, nerdeyse sınıfın tamamı uyku haline geçerdi. Oysa fizyopatoloji tıbbın en önemli esas derslerinden biridir.

Buna karşılık psikiatri profesörü olan Rasim Adasal öyle bir ders anlatırdı ki, büyük bir amfiteatr olan sınıf tümüyle dolar, bazıları da ara basamaklarda oturmak zorunda kalırdı. Hemen anlaşılacağı gibi sınıfı dolduran bunca öğrenci başka sınıflardan da Rasim Hocayı dinlemek için geliyordu. Ders sırasında uyumak bir yana, amfiteatr bir stadium tirübünü gibi hareketli olup, devamlı olarak verilen derse pozitif tepki gösterirdi. Hiç kimse dersin bitmesini istemezdi.

Eğitme işine gelince…

Eğitmen bir bilgiyi aktarmaktan çok, bir biçimlendirme işlemini yürütmektedir. Bir yontucu (heykeltraş) gibi, yoğurulmuş bir toprak hamurundan ya da bir mermer bloktan belirli biçimde bir nesne (object) yaratma işiyle uğraşmaktadır.

Eğiticinin ortaya çıkardığı yapıt İNSAN KARAKTERİDİR.

Sonuçta ortaya çıkan yontu her zaman bir başyapıt (Magnum Opus) olmayabilir. Ama her zaman işe yarar kullanışlı bir nesne elde edilir. Aslında ulaşılmak istenen hedef te budur.

Yakın tarihimizden bildiğimiz Hasan Ali Yücel ile İsmayıl Hakkı Tonguç eğitmen imgesine en uygun iki örnektirler. Bu iki eğitimci Türkiyede, dünyada o güne kadar eşi görülmemiş, ülke için büyük yararları tartışma götürmeyen “Köy Enstitüleri Eğitim Sistemi”ni kurdular.

Ama ne yazık ki, ülke çıkarlarını öngörmeyen, ayrıca bir santim uzaklıktaki önlerini de göremeyen, oy derdinden başka birşeyin peşinde olmayan siyasacılarca Köy Enstitüleri kısa sürede yok edildi. Bu kuruluşlar, kendi yerlerine kurulan İmam Hatip Liseleri gibi çoğalarak bu güne kadar gelseydiler, şu sıralar karşılaşmakta olduğumuz dertlerin hiç biri olmayacaktı. Bu açık bir gerçektir.

Günümüzde Köy Enstitülerini yeniden diriltecek olan kişi ya da kişiler ülkeye büyük yarar sağlayacaktır. Ama çevremize baktığımızda bu nitelikte bir tek kişi bile göremiyoruz. Herkes bambaşka işlerin peşinde koşmakta…

Allah sonumuzu hayırlı eyleye… Amin!…

One Response to ÖĞRETMEK/EĞİTMEK?…

  1. Boss diyor ki:

    You really saved my skin with this ifonrmaotin. Thanks!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>