ANEZTEZİ TARİHÇESİ…..(son)

Bir Fransız hekimi olan Depaul 1850 lerde yeni doğmuşların canlandırılması (recussitation ) için ilk kez sistematik olarak endotrakeal tüb kullandı. New York’lu Joseph O’Dwyer, difteri olgularında, endotrakeal entübasyon için pratik bir yöntem geliştırdi ve yüzlerce olguda uygulayarak ölüm yüzdesini düşürmeyi başardı.

Gulio Cesare Bizzozero, İtalyan patologu, 1882 de, plateletlerin işlevlerini saptadı.

Dr. John Duncan, 1885 te, soda fosfatı bir antikoagülan olarak kullanarak, bacak ampütasyonundan sonra intraoperativ ototransfüzyon yaptığını yayınladı.

New York’taki Rockerfeller Institute’den Meltzer ile Auer 1909 da, endotrakeal ensuflasyon için bir metot tarif ederek, buna ilişkin bir çok deneysel, klinik bilgi verdiler. Bu yöntem pratikti, solunum kaslarının çalışmasına gerek olmadan hayatı destekleyebiliyordu. 1917 de Britanyalı hekim Dr. Ivan Magill yeni bir endotrakeal tüp tasarımını yaptı.

Eisenmenger,1893 te, ilk kez balonlu bir endotrakeal tüb’ü tanımladı. Tuffier de bununla pozitiv basınçlı solunumun emniyet düzeyini saptayan deneyler yaptı. Genel kullanım için tasarım ilk kez 1928 de Guedal tarafından yapılmıştır.

Emniyetle, kolaylıkla trakeaya bir tüb yerleştirebilmek için larinx’i (gırtlağı) direkt olarak ağız boşluğu içinden görebilmek gerekir. 1895 te Kirstein direkt laringoskopiyi tanımladı. 1907 de Jackson, direkt görüşü sağlayacak bir laringoskop’u tasarladı. Bu gün bile kullanılmakta olan bu bu aleti üretti.

Seipinoi Riva-Rocci, 1896 da, bir civa kolonuyla dışardan arter basıncını ölçecek bir sfigmomanometre bularak bu gün bildiğimiz civalı tansiyon aletini icadetmiş oldu.

Bir Avustüryalı hekim olan Karl Landsteiner, 1901 de, o güne kadar bilinmeyen üç kan grubu (A,B,O) olduğunu belirledi. Dördüncü kan grubu olan (AB), 1902 de, A. Decastello ile A. Sturli tarafından bulunmuştur.

Landsteiner’in ABO sistemi kullanılarak ilk başarılı kan trasfüzyonu 1908 yılında yapıldı. 1915 yılında, New York Mt. Sinai Hospital’de Richard Lewisohn antikoagülan olarak sodium sitratın kullanılmasıyla kanın alınmasından çok sonra pıhtılaşmadan başka birine verilebileceğini gösterdi. Bu buluş bu gün uygulanmakta olan kan bankası fikrinin başlangıcı olmuştur.

Daha sonra 1916 da Francis Rous ile J.R. Turner sitrat-glukoz karışımı solüsyonunun kanın donörden alındıktan bir çok gün sonraya kadar pıhtılaşmadan saklanabileceğini ileri sürerek, kanın özel şişelerde toplanacağını gösterdiler. Bu buluş ta I. Dünya Savaşında İngilizler tarafından ilk kan ” depo ” sunun kurulması sonucunu vermiştir. Bu Kan Depolarının yaratıcısı da Oswald Robutson olarak kabul edilir. 1925 te Karl Laudsteiner ile Philip Levine (M,N,P) adlarını verdikleri üç yeni kan grubunu keşfettiler. 1939 – 1940 yıllarında 4 araştırıcı tarafından, Karl Landsteiner, Alex Wiener, Philip Levine, R.E. Stetson, Rh kan grubu sistemi keşfedildi.

“Iron Lung=Çelik Ciğer” adıyla bilinen DNBS cihazı, Harvard tıbbi araştırıcıları Philip Drinker ile ona asiste eden Louis Agassiz Shaw tarafından 1927 de tıbbi kullanıma sunuldu. Bu araştırıcılar 1926 da anezteziye edilmiş bir kediyi, başı dışarda kalmak üzere bir kutuya yerleştirip bu kutuya ritmik oarak negativ basınç uyguladılar. Sonra aynı deneyi curare verilmiş kedi üzerinde tekrarladılar. Kediler yaşamlarını sürdürebilmişler, deneyler başarılı olmuştu. Bunun üzerine yakındaki bir tenekeciye, baş dışarda kalacak biçimde bütün insan gövdesini içine alacak sac’dan bir kutu yaptırdılar. Kutunun içine negativ basınç uygulamak için Bildiğimiz elektrikli süpürge kullandılar. Sonradan bu cihazların çok modern, çok karmaşık modelleri yapılıp piyasaya verildi. İlk cihaz poliomyelit yüzünden solounum felci olan bir kıza uygulanmıştır.

Florance Nightingale, bir hemşire olarak, Kırım harbi (1854-1856) sırasında Üsküdarda Selimiye Kışlasında yaptığı sağlık düzenlemeleri sırasında İngiltere Savaş Bakanlığına gönderdiği raporunda, cerrahi olguların ameliyattan çiktıktan sonra ayrı bir birimde izlenilip bakımlarının yapılmasının doğru olacağını yazdı. Bu ilk yeğin bakım birimini dile getiren fikirdi. Bundan çok sonra, 1928 de dünya yüzündeki ilk yeğin bakım birimi, The Johns Hopkins Hospital USA da, 1920 lerin ortalarında Dr. Walter E. Dandy tarafından beyin cerrahisi ameliyat sonrası bakımı için 3 yataklı bir bölüm olarak kuruldu. Daha sonra yeğin bakım birimleri dünyanın dört bir tarafında kurulmaya başlandı. Bu gün artık hemen hemen her hastanede bir yoğun bakım birimi vardır.

Söz yeğin bakımdan açılınca ambulans hizmetlerine de değinmek gerekir. Bu hizmet ilk kez savaşta yaralıların taşınması için dusünülmüş olup Avrupada 11 inci yüzyıla kadar geri gider. Fakat hastaneye bağlı olarak yürütülen ilk sivil ambulans hizmeti USA da New York Bellevue Hastanesine bağlı olarak 1896 da kurulmuştur. Kurucusu Dr. Edward L. Dalton olan bu ilk ambulans sisteminde at arabası araç olarak kullanılıyordu.

Rus cerrahı Sergei Rudin bir insana ilk kez 23 Mart 1930 Pazar günü kadavra kanı transfüze etti. Rusyada ilk kan bankası 1932 de, bir Leningrad hastanesinde kuruldu. Türkiyede ilk kan bankası bundan 25 yıl sonra hizmete açılmıştır.

Lucas ile Henderson, 1929 da, bir gaz aneztezik olarak cyclopropane’ı kullanmaya başladılar. Halotane 1956 da kullanıldı. Kalibre edilmiş respiratorlar 1957 de devreye girdi.

Balonlu endotrakeal tüpler 1930 lu yılların başlarına kadar genel anlamda kullanılmadı. Archibald, enfekte akciğerden gelen pürülan salgılardan kaçınmak için, bir endotrakeal bloke edici balonlu tübü ilk kez kullandı. Guedal, 1934 te, entübe edilmiş hastalarda solunumu kontrol etmek için, intermittant pozitiv basınçlı solunumu ilk kez rutin anlamda kullandı.

Ralph M. Waters, 8 Mart 1934 te Wisconsin’de insanda ilk kez “thiopenthal”i aneztezik olarak kullanmaya başladı.

Freckner, 1938 de İsveçte, “Spiropulsator” denilen solounum cihazlarını ilk kez ameliyatlarda kullandı.

Saf curare 1935 te izole edilmişti. Harold Griffith ile Enid Johnson, Kanada, Montreal’de 1942 de, bir kas gevşeticı olarak, intraoperativ kontrollu solunumu kolaylaştırmak için aneztezide “curare” uygulamasını ilk kez başlattılar.
Ernest H. Volwiler ile Donalee L. Tabern genel anestetik Pentothal’i 1936 yılında buldular. Bu ikisi 200 kadar maddeyi inceleyerek üç yıl çalıştılar. Sonunda bir tiobarbitürik asid türevi nembutal’in sülfürlü analogu olan Pentothal’i keşfettiler. Bulunan bu aneztezik madde kısa etkili olup doğrudan damara enjekte edilir. Çok hızlı enjekte edilirse apne yapar.

Bernard Fantus, 1937 de, Chicago’da Cook Country Hospital’de ilk kan bankasını başlattı. Antikoagülan olarak % 2 citrate sölüsyonunu kullandı. Soğutulmuş kanları 10 gün saklamak olanağı vardı.

I. Dünya Savaşında sağlık görevlisi olan Kanadalı O.H. Robertson, 1939 da, citrate+glükoz solüsyonunun kanı 21 gün saklamayı sağladığını gösterdi.

.Dr. Charles Richard Drew, Kan türevlerini elde edip kullanmayı ilk kez düşünen USA vatandaşı kara derili hekim, Colombia Üniversitesinde 1940 da “Banked Blood” başlıklı bir tez yazdı. Dr. Drew plazmayı ayırıp kurutarak saklamayı öne sürmüştür.(Plazmanın ayrılması fikri ilk kez Harvard Tıp Okulu biokimya uzmanı Edwin Cohn tarafından aynı yıl söylenmiştir). Çünkü kuru plazma tam kandan çok daha uzun süre korunabiliyordu. 1941 de kendi kurduğu ilk Amerikan Kızıl Haçı kan bankasının başına geçti. 10 Kasım 1942 de 2,301,710 patent numarasıyla insan kanının saklanması konusunda patent aldı. Dr. Drew sistemini ilk kez Avrupanın savaş alanları ile 2. Dünya Savaşı sırasında Pasifik’te uygulayarak pek çok yaşamın kurtarılmasının nedeni olmuştur.

Cournand ile Motely, 1947 de, ideal solunum cihazının kriterlerinin sınırlarını anlatan makalelerini yayınladılar

Danimarkada poliomyelitis (çocuk felci) nin 1952 deki salgını sırasında İsveçte “´Engström” adıyla tanınan volüm esaslı solunum cihazı ilk kez tasarlanıp geliştirildi.

Kalb Akciğer Canlandırması (= Cardio Pulmonary Recussitation) 1950 lerin sonlarıyla 1960 ların başlarında ortaya kondu. Önce ağızdan-ağıza yapay solunum’u Dr. James Elan ile Dr. Peter Safar tanımladılar. Bu yöntem İncilde ebelerin yeni doğanların canlandırılması için kullanıldığını anlatmasına karşın 1950 li yılların sonlarına kadar tıbbi uygulamada yer almamıştır. 1960 şın başlarında Kouwenhoven, Knickerbocker, Jude isimli hekimler göğüs kafesine sternum hizasında yapılacak ritmik basınçların, küçük çapta da olsa, durmuş dolaşımı yeniden canlandırabileceğini ortaya koydular. Böylece 1960 lı yılların başlarında her iki yöntem biraraya getirilerek bu günkü anlamda Kalb Akciğer Canlndırması yürürlüğe konmuş oldu. Bu konuda ilk kalb içi adrenalin uygulaması 1906 yılında yapılmıştır.

Türkiyede ilk kan bankası 7 Nisan 1957 Pazar günü Ankarada Kızılay Kan Merkezi adıyla açıldı. Açılışı dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar yapmıştır.

Colin Murdoch, Timaru, Yeni Zelanda’dan bir eczacı, 1956 yılında, plastik disposable enjektörün patentini aldı. Murdoch bu yeni buluşu için hiç bir destek bulamadığı gibi, Yeni Zelanda sağlık departmanı onun buluşunu satın almayı istemedi. Colin Murdoch 46 buluşu için patent almıştır. Bunların içinde yukarıda adı geçen plastik disposable enjektör, hayvan aşılanması için otomatik enjektör ile 1959 da icadettiği vahşi hayvanları uzaktan uyutmak için kullanılan silah ta vardır. Bu gün yaygın olarak kullanılan disposable enjektörler bu buluşun torunlarıdır.

Daha sonra Afrika asıllı Amerikalı Phil Brooks, 9 Nisan 1974 te, 3.802.434 patent numarasıyla, bir disposable enjektör için U.S. patenti aldı. Bu çok değişik yapıda bir enjektördü. Halen kullanımda bulunmamaktadır.

Mitamura, 1971 de, ekspire edilmiş solunum havasında CO2 i saptayan bir respiratörü kullanıma sundu.

Coon ile arkadaşları, 1978 de, bir intraarteryel izleyici ile şahsın pH ya da CO2 düzeylerini gözleyebilen bir respirator geliştirdiler. Bundan sonra bilgisayarlar respiratorların önemli bir parçasını oluşturmaya başlamıştır.1978 de, Fleur Tehrani çeşitli değişkenleri izleyebilen bilgisayarla donatılmış kapalı devre respiratoru geliştirdi.

Lakin, anesteziyoloji tarihi sayfaları arasında gezinirken, çok ilginç yüzlere rastlama olanağı bulabiliyorsunuz. Örnekse, anesteziolojiyle doğrudan ilgisi olanlar :

Sir Christopher Wren, ünlü İngiliz mimarı, aynı zamanda astronom. Londra Saint Paul katedralinin mimarı, yapımcısı olduğu gibi, İngilterede çeşitli yerlerde yüze yakın büyük mimari eserin sahibi. Ayrıca bir çok büyük mimari projeye danışmanlık yapmış bir büyük mimar. Hayvanlarda kan transfüzyonu üzerinde çalıştı. Çalışmaları 1605 te Royal Society of London’da yayınlandı.

James Watt, buhar makinasını, demiryolu lokomotifi ile gemilerde uygulanabilecek biçimde, bulup geliştiren İskoçyalı mucit. Dr.Thomas Beddoes için gazların üretilebilmesine yarayan bir makinanın tasarımını yaptı. Dr. Beddoes’in kişisel dostuydu.

Albay Samuel Colt, Colt tabancalarının tasarımını ile üretimini yapan ABD li mucit, bir ateşli silah dahisi. Sermayesini arttırmak için Amerika turu yaparak N2O için demostrasyonlar yaptı.

Samuel Taylor Coleridge, İngiliz şairi. Dr. T. Beddoes’un yakın dostu, onun çoğu “imaginaire” olan hastalıklarını tedavi ettiği bir hastasıydı. Dr. Beddoes ile onun deney asistanı Sir Humprey Davy için N2O deneylerine katıldı.

Peter Mark Roget, ünlü ansiklopedi yazarı, 1799 yılinda Bristol’de Thomas Beddoes ile Humprey Davy’nin ünlü azot protoksit araştırmalarına katılmıştır.

Robert Southey de, Lord Nelson’un biografisini yazan İngiliz şairi, 1799–1800 yıllarında Dr. T. Beddoes ile H. Davy’ nin azot protoksit deneylerine katıldı.

Josiah Wedgewood, İngiliz seramik tasarımcısı-üreticisi, Dr. Beddoes’in Bristol yakınındaki azot protoksit deneylerini gerçekleştirdiği Pneumatic Institute’ün başlıca mali sponsoruydu.

Dr. Erasmus Darwin, Charles Darwin’in büyük babası, Dr. Beddoes’in gazların tıbbi maksatlarla kullanımı projesini destekleyen kuruluş olan ünlü Lunar Society of Scientists and Industrialists’in bir üyesiydi.

Bunlar doğrudan ilgili olanlardı. Bir de dolaylı yoldan anezteziyolojiyle ilgili olanlar var :

Sir Arthur Conan Doyle, yazar, aynı zamanda tıp doktoru, Sherlock Holmes isimli dedektif tipinin yaratıcısı. Öykülerinde anesteziden sıkça söz edip, bunların tıp literatürüne geçmelerine neden olmuştur.

Sigmund Freud, psikiatride Freud Ekolü’nü kuran kişi. Anesteziklerin psikiatrik etkilerini inceleyip yazmıştır.

John Millington Synge, İrlandalı dramatist-şair, 1916 da ether anestezisi altındaki izlenimlerinin büyüleyici hikâyesini yayınladı (Interstate Medical Journal 1916; 23: 45–49). Synge’in bu hikâyesi anezteziyle ilgili literatürün geniş bir bölümünü yapar.

Theodore Dreiser, Amerikan yazarı, 1916 da “Güldürücü Gaz” adlı tek perdelik piyesini yayınladı. Bunda azot protoksit aneztezisi altında cerrahi girişim geçiren bir hekimin izlenimlerini anlatıyordu.

Edith Wharton, Fransız kadın yazarı, 1927 de “Alacakaranlık Uykusu” öyküsünü yazdı. Bunda doğum sırasında ağrı kesici olarak scopolamine kullanımını anlatmıştır ki, bu gün bile bu yöntem kullanılmakta olup “alacakaranlık uykusu” adıyla anılmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>